TÜRKİYE’NİN TARIMSAL YAPISI VE MEKANİZASYON DURUMU

TÜRKİYE’NİN TARIMSAL YAPISI VE MEKANİZASYON DURUMU
TÜRKİYE’NİN TARIMSAL YAPISI VE MEKANİZASYON DURUMU

Tarım sektörü, son yıllarda gerçekleşen küresel piyasa istikrarsızlıkları, ekonomik kriz, hayvan hastalıkları ve iklim değişimlerinden olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, tarım ürünlerinin biyoyakıt gibi alternatif kullanım alanlarının ortaya çıkması, ortalama işletme büyüklüğünün verimliliği arttıracak yatırımlara olanak sağlayacak düzeyde olmaması, tarımsal arazilerin çok parçalı olması, eğitim yetersizliği, tarımsal istihdam ve nüfus artışı gibi yapısal sorunları nedeniyle verimsizliğe neden olmaktadır. Verimlilik artışı, girdilerin (gübre, ilaç ve tohum) birbirleriyle uyumlu olarak kullanılmasıyla mümkündür. Tarımsal mekanizasyon bu amacın en önemli araçlarından biridir. Türkiye, farklı iklim koşullarına sahip bir ülke durumundadır. Ülke; iklim ve coğrafik koşullara göre dokuz tarımsal bölgeye ayrılabilmektedir

 

Makroekonomik Göstergeler ve Tarımsal Yapı

Büyüme ve İstihdam

Tarım sektörünün iĢgücü talebini belirleyen faktörler, teknoloji kullanımı, arazi yapısı ve iklim özellikleridir. Artan aletekipman kullanımı, tarımsal üretim desenindeki değiĢim ve göç tarımsal istihdamı azaltan unsurlar olmaktadır. Buna rağmen, gizli iĢsizlik ve tarımsal üretimin yapısından kaynaklanan mevsimlik iĢsizlik söz konusudur. Çizelge 2’den yine izlenebileceği gibi, toplam istihdam 2005-2009 döneminde 20,1 milyondan 21,3 milyona yükselmesine rağmen, tarımsal istihdamın aynı oranda artmadığı görülmektedir. ĠĢsizlik oranı ise 2005 yılında %10,3 iken, 2006 yılında %9,9’a düĢmüĢ ve tekrar yükseliĢe geçerek 2009 yılında %14’e çıkmıĢtır. Bu rakamlara göre istihdamda çok yüksek oranlı dalgalanma olmadığı halde iĢsizlik oranı yükselmektedir. Her yıl artan iĢgücüne katılım olmasına karĢın istihdam olanaklarının sınırlı kalmasının yanı sıra mevcut istihdamda da global ve ulusal piyasalardaki ekonomik kriz veya dalgalanmalara bağlı olarak artan maliyetler gibi nedenler iĢsizlik oranındaki artıĢı hızlandırmaktadır.

Bitkisel Üretim

2009 yılı itibarıyla ülkemizde 24,32 milyon hektar tarım arazisi vardır. %67,27’si tarla ürünleri, %17,78’i nadas alanları, %3’ü sebze üretim alanları, %11,9’u meyve alanları olarak değerlendirilmektedir. ĠĢlenen tarla alanının %69,96’sında tahıl, %5,27’sinde baklagil, %8,13’ünde endüstri bitkileri, %6,79’unda yağlı tohumlar, %1,26’sında yumru bitkiler ve %8,58’inde yem bitkileri yetiĢtirilmektedir. 

Tarım İşletmelerinin Yapısı

Ülkemizde özel mülkiyete dayalı küçük aile iĢletmelerinin hakim olduğu bir tarımsal yapı mevcuttur. Zaman içinde iĢlenen arazilerdeki geniĢlemeyle birlikte, iĢletme sayısı da artıĢ göstermektedir. 2001 yılı genel tarım sayımı sonucuna göre, Türkiye’de ortalama iĢletme büyüklüğü 61,00 dekar olup 194,85 dekar ile ġanlıurfa ilinde en yüksek, 11,51 dekar ile Rize ilinde en düĢüktür. Tarım iĢletmelerinin parçalı ve küçük yapıda olması, tarımsal yatırımları ve buna bağlı olarak yeni teknolojilerin kullanımını kısıtlamakta, beklenen üretimin sağlanmasını önlemekte, arazilerin verimli bir Ģekilde kullanılmasına da engel teĢkil etmektedir

Türkiye ve AB Tarım Sektörlerinin Karşılaştırılması

Dünyada artan nüfus baskısı ve doğal kaynakların sınırlı kullanımı zorunluluğu, dünya ülkelerini daha sıkı bir Ģekilde ekonomik iĢbirliği ve yardımlaĢmaya zorlamaktadır. Bu oluĢumlardan en önemlilerinden bir tanesi Avrupa Birliği (AB)’dir. AB’ye katılma Türkiye’nin en öncelikli politikaları arasında yer almaktadır.

Tarımsal Mekanizasyon Durumu

arımsal Mekanizasyon Durumu Tarımsal mekanizasyon, tarımsal iĢlemlerin makina ve enerji kullanımıyla gerçekleĢtirilmesini ifade etmektedir. Bu yolla daha hızlı ve daha büyük kapasitede üretim mümkün olabilmektedir. Tarımda makina kullanımı, diğer tarım teknolojisi uygulamalarından farklı olarak, verim artıĢını dolaylı etkilemekte; kırsal kesimde yeni üretim yöntemlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle diğer teknolojik uygulamaların etkinliğini ve ekonomikliğini artırmakta ve çalıĢma koĢullarını iyileĢtirmektedir. Böylece, uygun teknolojilerin kullanımına olanak sağlayarak belirli büyüklüğe sahip üretim alanlarından daha fazla verimin alınmasına yardımcı olmaktadır (Saral ve ark., 2000). Mekanizasyon yüksek maliyetli bir üretim girdisidir. Doğru seçilmemesi ve uygulanmaması durumunda iĢletme ölçeğinde üretimin kârlılığını olumsuz etkileyebilmekte, plansız mekanizasyon sonucu tarım ve sanayi kesimleri arasındaki denge tarım aleyhine bozulabilmekte ve kırsal kesimdeki iĢsizliğin artmasına neden olabilmektedir. Bu girdinin en ekonomik kullanımı ancak yöresel koĢullara uygun planlama modelleri ile mümkün olabileceği için, tarımsal mekanizasyonun artırılabilmesi ancak tarımsal mekanizasyon planlamasının doğru bir Ģekilde yapılması ile sağlanabilir (Toğa, 2006).

Tarım Alet - Makinaları ve Traktör Dış Ticareti

2009 yılı sonu itibariyle, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Sicil Belgesi sahibi olan, tarımsal amaçlı traktör imalatı’nın yer aldığı 29.31 NACE kodu altında 30 firma ve diğer tarım ve ormancılık makinelerinin imalatı’nın yer aldığı 29.21 NACE kodu altında 469 firma mevcuttur. Yerli traktör üretim kapasitesi yaklaĢık 75000 adet/yıl’dır. 130 adet civarında farklı tarım makinasının imalatı yapılmaktadır. Sektör yaklaĢık olarak 14000 kiĢiye direkt istihdam sağlamaktadır. Traktör grubu 2300 kiĢi ile toplam istihdamdan pay almaktadır. ĠĢçi/toplam personel oranı %70 civarındadır.

Traktör Parkının Özellikleri

Bir ülkenin tarımsal mekanizasyon derecesini tanımlayan en önemli göstergeler, traktör parkının nicesel ve nitesel durumu, yıllara göre geliĢimi, tarım iĢ makinalarıyla iliĢkisi, birim tarım alanındaki yoğunluğu ve güç düzeyi gibi kriterlerdir. Tarımsal yapı bakımından farklılıklar gösteren yörelerin mekanizasyon durumunu objektif olarak tartıĢabilmek için bu kriterlerin bölgelere göre karĢılaĢtırılmasında yarar vardır (Evcim ve ark., 2005). Traktör üretimi/ithalatı programlanması ve pazar Ģeffaflığı bakımından çok önemli olan sağlıklı veri elde etmede de sıkıntı yaĢanabilmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik tescil bilgileri ve TÜĠK verileri arasında bulunan farkların çapraz doğrulanması sektörün daha rasyonel çalıĢmasını sağlayacaktır. Türkiye’de trafiğe kayıtlı yaklaĢık 1350000 traktörün en az %45’i 25 yaĢın üstündedir. Uluslararası standartlarda, traktörlerin mekanik ömrü eski teknoloji için 10000 saat, yeni teknoloji için ise 12000 saat kabul edilmektedir. Ülkemizdeki yıllık traktör kullanım süresi 500 saat gibi çok düĢük bir değer olarak kabul edilse bile, ömrünü tamamlayan 600000 traktörün artık hurdaya çıkarılması gerekmektedir. Bu traktörlerin 200000 adedinden fazlasının 35 yıldan daha yaĢlı olması, durumun ne kadar kritik olduğunu açıkça göstermektedir. Rasyonel ömrünü tamamlamıĢ traktörlerin kullanılmaya devam edilmesi sadece teknik ve ekonomik kayıplara değil, ekolojik zararlara ve can güvenliğinin azalmasına da yol açmaktadır

Tarım Makinaları Parkı ve Bölgeler İtibariyle Durumu

Tarım makinalarıyla ilgili istatistik veriler, değiĢik tipte çok sayıda makina bulunması ve terminolojik sorunlar nedeniyle, mekanizasyon düzeyi hakkında sağlıklı değerlendirme yapmaya elveriĢli değildir. Ancak temel iĢlemlerde yaygın olarak kullanılan makina ve ekipmanlardan seçilmiĢ olan bazılarının yer aldığı veriler Çizelge 8’de verilmiĢtir. Toprak iĢleme, ekim, gübreleme, ilaçlama, harman, taĢıma iĢlemlerine iliĢkin genel bir çerçeve çizmektedir. Ülkelerin mekanizasyon düzeyini belirten önemli bir ölçüt de, bir traktör baĢına düĢen tarım alet ve makina varlığı ve ağırlığıdır. Traktör baĢına düĢen ekipman ağırlığı, ülkemizde 4,2 ton iken AB ülkelerinde 12 ton değerindedir (Ġleri 2009). Traktörle belli baĢlı tarım makinaları arasındaki iliĢkiyi belirlemek üzere Çizelge 8 düzenlenmiĢtir. Traktör baĢına düĢen makina sayısı, söz konusu makinanın yaygınlık derecesini gösterdiği gibi, bölgeler itibariyle ne oranda kullanıldığı hakkında da bir fikir vermektedir. Çizelge 8’den traktörce zengin bölgelerin tarım makinaları varlığının da, diğer bölgelere oranla daha fazla olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, ürün desenine bağlı olarak bazı tarım makinalarının belirli bölgelerde yoğunlaĢtığı görülmektedir; kuru tarımın egemen olduğu bölgelerde sap döver ve harman makinalarının, hayvancılığın yoğun olduğu Ege, Marmara bölgelerinde silaj makinası ve balya makinalarının yoğunlaĢması gibi. Çizelge 8’den yine görülebileceği gibi, 2009 yılı itibarıyla ülke genelinde mekanizasyon düzeyi olarak traktör baĢına yaklaĢık bir pulluk, ve bir tarım arabası düĢtüğü, bunları 0,34, 0,26, 0,19, 0,14, 0,13 ve 0,05 oranlarıyla kültüvatör, kimyevi gübre dağıtma makinası, kuyruk milinden hareketli pülverizatör, sap döver ve harman makinası, kombine hububat ekim makinası ve orak makinasının izlediği görülmektedir. Bu değerler ülkemiz tarımında, mekanizasyon düzeyinin ne kadar yetersiz olduğunu açıklar. Yeteri kadar tarım iĢ makinası içermeyen bir traktör parkı, potansiyel kapasitesinin altında çalıĢıldığının göstergesidir, ki bu durumda toplam traktör sayısı ve güç değerinde ulaĢılan düzey de anlamını bir ölçüde yitirir. Genelde en yüksek mekanizasyon değerlerine sahip olan Ege bölgesinin ekim makinaları yoğunluğu bakımından bazı bölgelerin gerisinde olması, bu makinanın önemli ölçüde ortak kullanıldığı olasılığını akla getirmektedir. Kuzeydoğu’da harman makinasının dikkati çeken yoğunluğu, bu bölgede biçerdöverle hasat oranının azlığı ile açıklanabilmektedir.

Türkiye’deki bir biçerdöverin mekanik ömrü ortalama 3 yılda dolmaktadır. Ekonomik olarak, 3. yıldan itibaren biçerdöver kullanıcısının kâr marjı düĢmekte ve ürün kalitesi azalmaktadır. (Anonim, 2009). Çizelge 10’dan, parkın %58’inin 10 yaĢ ve üzeri, mekanik ve ekonomik ömrünü fazlasıyla doldurmuĢ biçerdöverlerden oluĢtuğu görülmektedir.

Mekanizasyon Düzeyi

Tarımsal mekanizasyon düzeyinin belirlenmesinde birçok kriter tanımlanmakla beraber, en çok kullanılanları aĢağıda verilmektedir (Kadayıfçılar ve ark. 1990; Yavuzcan, 1994): a. Toplam tarım alanı baĢına düĢen traktör motor gücü, b. Traktör baĢına düĢen tarım alanı, c. 1000 ha’lık tarım alanına düĢen traktör sayısı, d. Traktör baĢına düĢen ekipman miktarı, e. Birim alana düĢen mekanik enerji miktarı, f. Birim alana düĢen elektrik enerjisi tüketimi. Bu kriterlerden ilk beĢi, tarla ve bahçe tarımının mekanizasyon derecesini gösterirken, sonuncusu içsel tarım kesiminin mekanizasyon düzeyini belirlemede kullanılabilmektedir. Tarımsal mekanizasyonda söz konusu gösterge değerlerinin irdelenmesinde, sadece sayısal verilerin yüksekliği yeterli olmamaktadır. Göstergelerin birbiriyle uyumu, verimlilik ve karĢılaĢtırmada kullanılan iĢletmelerin veya ülkelerin benzerlikleri de göz önünde tutulmalıdır. Mekanizasyonla ilgili olarak alınacak yatırım kararları konusunda, özellikle son yirmi yıldan bu yana optimizasyon teknikleri yoğun olarak kullanılmaktadır.

 

Türkiye tarımı mekanizasyon düzeyinde geliĢmeler olmuĢtur. Traktör parkına iliĢkin yukarıda bazı sonuçları verilen analiz bulgularından hareketle hesaplanan mekanizasyon düzeyi göstergelerinden, alan birimi baĢına traktör gücü (kW/ha) değeri yaklaĢık %23 artarak 1,97’den 2,42 (kW/ha)’a, birim tarım alanındaki traktör yoğunluğu ve iĢletme baĢına düĢen traktör sayısı değerleri de 46,89 ha’dan 56,25 ha’a ve 405,56’dan 444,65 (traktör/1000 iĢletme)’ye çıkmıĢ; traktör baĢına alan değeri ise 21,32’den 17,78 (ha/traktör)’e gerilemiĢtir.

Çiftçilerin alım gücündeki dalgalanma ve düĢüĢler, tarımsal girdiler içinde en esnek girdi olan sektörümüzü doğrudan etkilemektedir. Tarım sektörü bütün dünyada desteklenen bir sektördür. Tarım destekleri olarak akla hep yakıt, tohum ve gübre gelmekte fakat bu girdileri bir araya getiren mekanizasyona gereken önem verilmemektedir. Üretim girdilerinin yaklaĢık %35’i mekanizasyon girdisidir. Bu yüksek maliyet payına rağmen mekanizasyon; tohum, gübre, ilaç ve yakıttan daha az önemli görülmektedir. Halbuki yakıtın da bir mekanizasyon girdisi olduğu düĢünülürse konunun ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Mekanizasyon girdisi, verimlilikten ziyade günü kurtarma endiĢesi ön planda tutulduğu için göz ardı edilmektedir. Mekanizasyon araçlarının eski teknolojiye sahip olmaları ürün verimini son derece düĢürmektedir. Mekanizasyona gerekli kaynağın aktarılamaması; · Birim alandan elde edilen verimin ve ürünün kalitesinin düĢmesi, · Tarlaya fazla gübre, bitkiye fazla ilaç atılması, daha fazla egzoz emisyonu gibi insan, çevre ve canlılar için çok olumsuz sonuçlar doğurması, · Bakım-onarım giderlerinin, mazot, yağ gibi iĢletme masraflarının artması, · Arıza ve kaza yapma riski olasılığının artması gibi sonuçlar doğurabilmektedir (Ġleri, 2009). Mevcut traktör parkının yarıya yakınını (%43) mekanik ömrünü doldurmuĢ traktörlerden oluĢtuğu ve bu traktörler; · Yenilerine oranla %30 oranında daha fazla yakıt (1620 lt) tüketmektedirler. Bunun maddi karĢılığı yaklaĢık yılda 4000 TL dir. · 1 yılda 1400 TL daha çok bakım-onarım masrafına neden olmaktadırlar. · 1 yılda 150 saat iĢ kaybına neden olmaktadırlar. · Havayı 10 kata varan oranda daha fazla kirletmektedirler. · En az 7 dbA daha fazla gürültüyle çalıĢmaktadırlar (Evcim, 2008b). Çiftçilerimizce de bilinen bu olumsuzluklarına karĢın hala hurdaya çıkarılamamıĢ olmaları, ülkemiz tarımındaki iĢletme yapısının elveriĢsizliğinden kaynaklanan gelir yetersizliğinin bir sonucudur. Bu ömrünü tamamlamıĢ traktörlerin bir plan dahilinde uygulamaya konacak bir teĢvik programıyla hurdaya ayrılarak parkın yerli üretim traktörlerle yenilenmesi, ülke tarımı, sanayi ve ekonomisinde, programın getireceği mali yükün çok ötesinde kazançlar yaratacak, ayrıca çevre kirliliği ve iĢ güvenliği açısından da ciddi kazanımlar sağlayacaktır